Resül Kara yazdı… Polis güç ve sorumluluk

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devletin temel kurumlarına bakışı ve bu kurumların işlevleri hakkında verdiği dersler, bugün hala önemini korumaktadır.
Resül Kara yazdı… Polis güç ve sorumluluk
Yayın: 02 Nisan 2025 Köşe Yazarları Google News

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devletin temel kurumlarına bakışı ve bu kurumların işlevleri hakkında verdiği dersler, bugün hala önemini korumaktadır. Atatürk’ün asker ve polis arasındaki farkı vurguladığı meşhur hikâye, devletin güvenlik mekanizmalarının nasıl bir işleyişe sahip olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Askerin, verilen emri tereddütsüz uygulaması ile polisin olaylara akıl süzgecinden geçirerek yaklaşması gerektiği, devlet düzeni açısından kritik bir denge unsurudur.

Ancak günümüzde, özellikle Cumhuriyet’in değerlerini savunan akademik gençlerin karşı karşıya kaldığı polis müdahaleleri, Atatürk’ün işaret ettiği sağduyulu polisin aksine, farklı bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Orantısız güç kullanımı, demokratik haklarını savunan bireylere karşı aşırı müdahale ve şiddet eğilimleri, polis teşkilatının asli görevinden sapmaya başladığını göstermektedir. Gücü elinde bulunduran bir kurumun, otoritesini keyfi ve kontrolsüz biçimde kullanması, toplumda derin yaralar açmaktadır.

Polis teşkilatının varlığı, bir toplumun huzurunu ve güvenliğini sağlamaya yöneliktir. Ancak son yıllarda, özellikle öğrencilerin, akademisyenlerin ve demokratik haklarını kullanmak isteyen vatandaşların maruz kaldığı orantısız müdahaleler, güvenlik güçlerinin asli amacından uzaklaştığını düşündürmektedir. Hukukun üstünlüğüne ve temel haklara saygı çerçevesinde hareket etmesi gereken polis, emirleri sorgulamadan uygulayan bir mekanizma haline mi getirilmiştir? Yoksa polis teşkilatı bilinçli bir şekilde, otoritenin baskı unsuru olarak mı kullanılmaktadır?

Demokrasinin en önemli unsurlarından biri, özgür ve bilinçli bireylerin, hak ve özgürlüklerini savunabilmeleridir. Akademik eğitim almış gençlerin Cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkma çabaları, baskı ile değil, sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmelidir. Polis, yalnızca bir güç unsuru olmaktan öte, devletin vatandaşı koruyan ve toplum düzenini sağlayan bir kurumu olarak hareket etmelidir. Aksi halde, güvenlik güçleri ile halk arasındaki güven bağı kopar ve devletin meşruiyeti sorgulanır hale gelir.

Bu noktada, polis teşkilatının eğitimi ve görev bilinci üzerine tekrar düşünmek gerekmektedir. Polis akademilerinde, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokratik değerler daha güçlü bir şekilde vurgulanmalıdır. Polis, emirleri körü körüne uygulayan bir mekanizma değil, hukuk çerçevesinde hareket eden, toplumun huzurunu koruyan bilinçli bir yapı olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, halkın desteğini almayan bir güvenlik gücü, uzun vadede güvenilirliğini yitirmeye mahkûmdur.

Sonuç olarak, polis teşkilatının demokratik bir hukuk devleti içinde yer alması gereken konumu tekrar değerlendirilmelidir. Cumhuriyetin korunması, sadece askeri bir güçle değil, bilinçli bir polis teşkilatı ile mümkündür. Devletin en önemli görevlerinden biri, güvenlik güçlerini vatandaşın karşısına değil, onun yanında duracak şekilde konumlandırmaktır. Ancak bu sayede Cumhuriyet, demokratik ilkeler çerçevesinde sağlam temeller üzerinde yükselebilir. Hukuka dayanmayan hiçbir güç, gerçek anlamda meşru değildir ve toplumsal barışı sağlamak yerine, daha büyük sorunlara yol açabilir.

Son Güncelleme: 02 Nisan 2025
Etiketler: